Ramazan Baymamımız Mubarek Olsun

Ramazan Bayramı Ramazan Bayramı, sadece tatlıların yendiği veya sıradan bir tatilin yapıldığı bir gün değil; manevi bir terhis tezkeresi ve kâinat çapında bir resmigeçit törenidir. Ramazan ayı, nefis ile yapılan büyük bir cihattır. Müminler bir ay boyunca açlık, susuzluk ve ibadetle nefislerini terbiye ederler. Bayram ise bu ağır ama nurlu vazifenin bittiğini müjdeleyen bir terhis belgesidir. Bayram, “yeme-i helal” vaktinin gelmesiyle, Allah’ın nimetlerine karşı külli bir şükür secdesidir. Ramazan’daki her bir tesbih ve orucun ahiretteki meyvelerinin bu dünyadaki küçük bir numunesi bayram sürurudur. Risale-i Nur’da bayramlar, İslam ordusunun manevi bir geçit törenine benzetilir. Müminler camilere dolarak, tekbirlerle semayı çınlatarak bir nev’i “ubudiyet ordusu” olduklarını ilan ederler. “Bayramlarda bir nevi ibadet olan ‘tekbir’ ve ‘tehlil’, o bayramın şiarı ve ruhudur.” Bu toplu ibadet hali, İslam kardeşliğini pekiştirir ve müminin yalnız olmadığını, devasa bir nurani cemaatin parçası olduğunu hatırlatır. Risale-i Nur, bayramın sevincini yaşarken gaflete düşmemeyi ihtar eder. Bayram; günahlarla kirlenmek için değil, helal dairesindeki lezzetlerle ruhu dinlendirmek içindir. Akraba ve dost ziyaretleri, sadece bir gelenek değil, kalpler arasındaki muhabbet bağlarını kuvvetlendiren bir ibadettir. Bayramın asıl ruhu, kendi sevincini başkalarının mahzun kalplerine taşıyabilmektir. Risale-i Nur gözüyle Bayram, nefsin esaretinden kurtulup ruhun hürriyetine kavuştuğu; her bir tekbirle kâinatın yaratıcısına karşı sadakatin tazelendiği muazzam bir bayram namazı ve şükür şölenidir. Ramazan ayı, yeryüzünün bir sofra-i nimet haline geldiği, müminlerin ise bu sofraya davetli memurlar olduğu bir aydır. Bayram ise bu ağırbaşlı ve disiplinli orduya verilen bir mükafat yemeğidir. Oruç tutan mümin, iftar vakti nasıl bir neşe duyuyorsa; bayram da bir aylık “acz ve fakr” antrenmanının ardından gelen külli bir iftar sevincidir. Bayram namazlarında getirilen teşrik tekbirleri ,Risale-i Nur’da ferdi bir zikirden ziyade, kainat çapında bir ilan olarak görülür. Bayramda dillerden dökülen “Allahü Ekber”, kulun kendi küçüklüğünü ve Allah’ın sonsuz büyüklüğünü kainata haykırmasıdır. Bayram bir “şiar”dır; yani İslam’ın imzasıdır. Bu yüzden toplu halde ve yüksek sesle yapılan bu ibadetler, İslamiyet’in gücünü ve birliğini temsil eder. Ramazan Risalesi’nde nefsin, kendini “hür ve müstakil” sanan bir firavun gibi olduğu anlatılır. Oruçla bu damar kırılır. Hakiki Bayram, Nefsin dizginlendiği ve ruhun kalbe galip geldiği andır. Bayramın Neşesi, Sadece bedensel bir rahatlama değil, nefsin esaretinden kurtulmuş bir ruhun bayramıdır. Bir ay boyunca semayı çınlatan duaların ve tutulan oruçların hürmetine; bu bayramın size ve ailenize iki cihan saadeti getirmesini dileriz. Ramazan-ı Şerif’in manevi meyvelerinin bayram neşesiyle taçlanması temennisiyle… Meşru dairedeki lezzetlerin keyfe kafi geldiği nurlu ve huzurlu bir bayram geçirmenizi dileriz. Bayramınız mübarek olsun. Ruba Vakfı Lüleburgaz

